Çocukları Paylaşarak Para Kazanıyorsanız: Velayet, Tazminat ve Kazancın İadesi Riski

Sharenting’in hukuki sonuçları: Türk hukukunda ne var, ne yok, dünyada nereye gidiliyor?

Ebeveynlerin çocuklarının fotoğraf ve videolarını sosyal medyada paylaşmasına “sharenting” deniyor. Paylaşımlar reklam işbirliklerine dönüştüğünde mesele bir gizlilik tartışmasından çıkıp para, velayet ve tazminat sorusuna dönüşebiliyor:

Çocuğun görüntüsü üzerinden elde edilen gelir kime aittir?

Bir gün çocuk, ebeveynine karşı hak talep edebilir mi?

Bu yazıda, Kişisel Verileri Koruma Kurumu’nun kendi dergisinde yayımlanan bir makaleden, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi’nde yer alan bir çocuk malları incelemesinden ve ilgili mevzuat ile kararlardan yola çıkarak durumu tartıyoruz.

1. Çerçeve: Çocuk bir “içerik” değil, hak öznesidir

Velayet, çocuk üzerinde sınırsız bir tasarruf yetkisi vermez. Türk Medeni Kanunu’nun 339. maddesi, ana ve babanın çocuğun bakım ve eğitimine ilişkin kararları onun menfaatini göz önünde tutarak almasını ve uygulamasını öngörür. Anayasa’nın 20. maddesi özel hayatın gizliliğini, 41. maddesi ise çocukların korunmasını güvence altına alır. Kişisel Verileri Koruma Dergisi’nde 2025’te yayımlanan bir çalışma bu noktada açık konuşuyor: Çocuk, ebeveynin mutlak tasarruf alanındaki bir “obje” değil, kişiliği ve mahremiyeti ebeveynin haklarından önce gelen bir “hak süjesi”dir (Taşcı, 2025, s. 67).

Aynı makale, BM Çocuk Hakları Komitesi’nin 2021 tarihli 25 No’lu Genel Yorumu’na dayanarak ebeveynlerin dijital ortamda çocukları hakkında paylaşım yaparken çocuğun görüşünü almaları gerektiğini, yaşa ve olgunluğa uygun biçimde onayını beklemelerinin öngörüldüğünü aktarıyor. Yazara göre çocuğun kendisi hakkındaki paylaşımdan rahatsız olduğunu ifade edebilecek olgunluğa sahipse (araştırmalar bu yetiyi dört yaş civarına kadar indiriyor), rızasız paylaşım kişilik hakkı ihlali anlamına gelebilir.

2. Velayet kaybı: Kanunda var, uygulamada son çare

“Çocuğunu paylaştığı için velayeti kaybetti” cümlesi kulağa çarpıcı geliyor, ancak hukuki gerçek daha nüanslı.

Kanun bakımından: TMK m. 346 ve devamı, çocuğun menfaati ve gelişimi tehlikeye düştüğünde hâkimin uygun önlemleri almasına imkân tanır; önlemler hafiften ağıra doğru ilerler. TMK m. 348 ise diğer önlemlerden sonuç alınamayacağı ya da yetersiz kalacağı anlaşılırsa velayetin kaldırılmasını düzenler. Taşcı da velayetin kaldırılmasını en ağır ve nihai müdahale araçlarından biri, dolayısıyla istisnai bir tedbir olarak niteliyor.

Uygulama bakımından: Aynı makale, Türk hukukunda doğrudan sharenting paylaşımları nedeniyle verilmiş bir Yargıtay ya da yerel mahkeme kararı bulunmadığını açıkça belirtiyor; yalnızca benzer nitelikte emsal alınabilecek kararlara işaret ediyor.

Bunlardan biri Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 01.06.2020 tarihli, 2020/1370 E., 2020/2447 K. sayılı kararı. Taşcı’nın aktarımına göre bu karar, beş yaşındaki bir çocuğun uygunsuz ifadelerle ve terör örgütü sempatizanlığını çağrıştıran biçimde sosyal medyada paylaşılan fotoğraflarını konu alıyor ve çocuğun psikolojik bütünlüğünün zedelendiği değerlendirmesini içeriyor.

Basına yansıyan bir örnek, sürecin gerçekte nasıl işlediğini gösteriyor.

2017’de İstanbul’da bir aile mahkemesinde görülen boşanma davasında baba, eşinin iki çocuğunun fotoğraflarını neredeyse her gün paylaşmasının “istismara davetiye çıkardığını” öne sürdü. Mahkeme, dava sürerken verdiği ara kararla çocukların velayetini geçici olarak babaya bıraktı ve anneye paylaşım yasağı getirdi. Haberlerin devamına göre ise anne tarafından sunulan pedagog raporu sonrasında mahkeme velayeti bu kez anneye verdi; paylaşım yasağı ise sürdürüldü (Cumhuriyet, 25.07.2017).

Yani en bilinen örnekte bile kalıcı velayet kaybı değil, geçici bir tedbir ve süren bir paylaşım yasağı söz konusu.

Karşılaştırmalı hukuk daha ileri gidiyor. Fransa’da 19 Şubat 2024 tarihli 2024-120 sayılı Kanun, ebeveynlerin çocuğun görüntüsünü yaymasının çocuğun onuruna veya manevi bütünlüğüne ağır zarar vermesi hâlinde hâkimin, görüntü hakkının kullanımının bir üçüncü kişiye devredilmesine karar verebilmesini öngörüyor. Bu, velayetin tamamen kaldırılması değil; yalnızca görüntü hakkının kullanımına ilişkin kısmî bir devir.

3. Somut sonuçlar: Paylaşım yasağı ve manevi tazminat

Velayet kaybına göre çok daha gerçekçi olan iki sonuç var.

Önleme ve son verme davası. TMK m. 24-25 uyarınca kişilik hakkına yönelik saldırı tehlikesinin önlenmesi ve sürmekte olan saldırıya son verilmesi hâkimden istenebilir. Taşcı’nın sıraladığı hukuki yollar arasında bunların yanı sıra tespit davası, maddi ve manevi tazminat ve kazancın devri talebi de yer alıyor; velayet hükümleri kapsamındaki koruma önlemleri ise listeyi tamamlıyor.

Manevi tazminat. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi’nin 10.12.2020 tarihli, 2018/2292 E., 2020/1309 K. sayılı kararında, eski eşin müşterek çocuğa ait fotoğrafları (aralarında çocuğun banyoda çıplak olduğu bir görüntü de bulunuyor) kendi sosyal medya hesabında paylaştığı bir uyuşmazlıkta, fotoğrafların çekilmesine rıza bulunsa dahi paylaşımına açık rıza bulunmadığı, özellikle mahremiyet içeren görüntülerin yayımlanmasının kişilik hakkı ihlali olduğu ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Bu karar da Taşcı’nın aktarımına dayanıyor; makale, kararın Yargıtay denetiminden geçip kesinleştiğine dair bilgiye ulaşılamadığını belirtiyor.

Öte yandan velayetin çocuğun üstün yararının gözetilerek belirlendiği dikkate alınarak, velayetin kalıcı olarak kaybedilmesi veya paylaşım yapan ebeveynden alınması hukuken mümkündür.

4. Para meselesi: İki ayrı hukuki yol

Kazancın geri istenebilmesi iki farklı hukuki temele oturtulabilir.

(a) Kişilik hakkı ihlalinden elde edilen kazanç (TMK m. 25/3). Kanun, davacıya hukuka aykırı saldırı dolayısıyla elde edilmiş olan kazancın vekâletsiz iş görme hükümlerine göre kendisine verilmesini isteme hakkı tanır. Bir diğer ifade ile, çocuk adına veya çocuk tarafından ebeveynin çevrimiçi paylaşımlarla elde ettiği kazancın devri talebi mümkün.

(b) Çocuk malı rejimi (TMK m. 352-363). Türkiye Adalet Akademisi Dergisi’nin 61. sayısında yayımlanan bir makale (Özen Çolak, 2025), bu yolu ayrıntılı işliyor.

Yazarın görüşüne göre, ebeveynin çocuğunun görüntüsü üzerinden elde ettiği reklam geliri çoğu zaman çocuk malı niteliğindedir; hesap yalnızca çocuk için kullanılıyorsa veya reklamı yapılan ürün çocuğa yönelikse bu sonuç daha da güçlüdür. Yazar aynı zamanda ayrımın her zaman kolay olmadığını, ebeveynin hem kendisini hem çocuğunu paylaştığı hesaplarda kazancın kaynağını belirlemenin güç olabileceğini de kabul ediyor.

Kazanç çocuk malı sayılırsa şu kurallar devreye girer:

  • Gelir öncelikle çocuğun bakımı, yetiştirilmesi ve eğitimi için kullanılır; hakkaniyete uygun ölçüde aile ihtiyaçlarına harcanabilir; artan kısım çocuk mallarına katılır (TMK m. 355).
  • Çocuğun mallarının tehlikede olması hâlinde hâkim önlem alır; yeterli olmazsa yönetim kayyıma devredilebilir (TMK m. 360-361). Yazara göre çocuk ile ebeveynin menfaatlerinin çatıştığı durumda TMK m. 426 uyarınca kayyım atanması da gündeme gelebilir.
  • Yönetim sona erdiğinde mallar hesabıyla devredilir ve ebeveyn iade konusunda vekil gibi sorumludur (TMK m. 362-363).

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin bu alandaki iki kararı yol gösterici. 14.03.2019 tarihli, 2017/4451 E., 2019/2815 K. sayılı kararda, çocuk mallarının yönetiminin çocuğun menfaatine uygun ve sadakat ile özenle yürütülmesi gerektiği, çocuk mallarında meydana gelen zarardan sorumlu olmadıklarını ana-babanın ispat etmesi gerektiği belirtilmiştir.

14.04.2016 tarihli, 2016/4126 E., 2016/7637 K. sayılı kararda ise çocuğa intikal eden malvarlığının baba tarafından nasıl değerlendirildiğinin araştırılması, gerekli özenin gösterilmediğinin tespiti hâlinde çocuğun malvarlığından babanın kişisel malvarlığına aktarılan kısımların tahsili ve gerekirse kayyıma devir dahil kanunda öngörülen tedbirlerin alınması gerektiği ifade edilmiştir. Bu iki karar sosyal medya gelirlerine ilişkin değildir; ancak çocuk malı niteliğindeki bir gelir bakımından ebeveynin hesap verme ve geri ödeme sorumluluğunun nasıl işleyebileceğini gösteren emsaller olarak değerlendirilebilir.

(Her iki karar da Özen Çolak’ın aktarımına dayanmaktadır.)

Anayasa Mahkemesi’nin güncel bir kararı da çerçeveyi tamamlıyor. AYM, 06.11.2025 tarihli, E. 2025/44, K. 2025/218 sayılı kararıyla (RG 14.01.2026, 33137), bir aile mahkemesinin TMK m. 352/1, 353 ve 354’ün Anayasa’ya aykırılığı iddiasıyla yaptığı itirazı reddetmiştir. Yani ebeveynin çocuk mallarını kural olarak hesap vermeden yönetebilmesi Anayasa’ya aykırı bulunmamış; ancak bu sonuç, çocuğu koruyan diğer mekanizmaların varlığına dayandırılmıştır. Özen Çolak da makalesinin sonucunda TMK’nın çocukları yeterince korumadığı, mukayeseli hukuktaki düzenlemelerin dikkate alınması gerektiği kanaatinde.

5. KVKK boyutu: Ebeveyn “veri sorumlusu” mudur?

Taşcı’nın makalesindeki bir başka tartışma, ebeveynin çocuğunun verilerini herkese açık biçimde paylaştığında KVKK anlamında veri sorumlusu sayılıp sayılmayacağıdır. Yazar bu görüşü savunuyor ve KVKK m. 28/1-a’daki kişisel/ev içi faaliyet istisnasının, verilerin üçüncü kişilere aktarılmadığı ve veri güvenliği yükümlülüklerine uyulduğu koşuluna bağlı olduğunu, kamuya açık paylaşımlarda bu koşulun karşılanmadığını ileri sürüyor. Bu bir doktrin görüşü; makale, Haziran 2025 itibarıyla Kurul’un ebeveyn paylaşımlarına ilişkin bir kararı bulunmadığını belirtiyor ve Kurul’un sharenting özelinde bir ilke kararı yayımlamasını öneriyor.

6. Dünyada durum: Gelir ayrı hesapta bekliyor

Karşılaştırmalı hukukta çocuğun kazancını korumaya yönelik somut düzenlemeler var:

  • Fransa: 19 Ekim 2020 tarihli 2020-1266 sayılı Kanun, 16 yaşından küçük çocukların çevrimiçi platformlarda ticari amaçla kullanılmasını düzenliyor; çocuğun ücretinin bir kısmı ebeveynlerin elinde kalabilirken kalan kısım, çocuk reşit olana veya ergin kılınana kadar Caisse des dépôts et consignations’da tutuluyor.
  • Illinois (ABD): 103-0556 sayılı Public Act (1 Temmuz 2024’te yürürlüğe girdi), 16 yaşından küçüklerin yer aldığı ücretli içeriklerde gelirin bir kısmının çocuk için trust hesabına ayrılmasını öngörüyor; vlogger bilerek veya pervasızca kuralı ihlal ederse çocuk dava açabiliyor.
  • Minnesota (ABD): 1 Temmuz 2025’te yürürlüğe giren HF 3488, 14 yaşından küçük çocukların içerik üretimi işinde çalıştırılmasını yasaklıyor ve çocuğun talebi hâlinde içeriğin silinmesini gerektiriyor.

Türkiye’de benzer bir zorunlu hesap veya trust mekanizması bulunmuyor.

7. Ebeveynler için pratik bir değerlendirme

Bu yazı hukuki danışmanlık değil, genel bir bilgilendirmedir; ancak yukarıdaki çerçeveden çıkan dört soru, her ebeveynin kendine sorabileceği türden:

  1. Bu paylaşım, çocuğum ergin olduğunda kendisinden gelebilecek bir talep karşısında savunulabilir mi?
  2. Ticari işbirliği yapıyorsam, gelirin çocuğun menfaatine kullanıldığını gösterecek şekilde kayıt tutuyor muyum?
  3. Ortak velayet veya boşanma sürecindeysem, diğer ebeveynin görüşünü aldım mı?
  4. Çocuk yeterli olgunluktaysa, paylaşımdan önce görüşünü sordum mu?

Sonuç

Çocuğun üstün yararı, hukukun temel ilkelerinden biridir.

Ebeveyn olmak, maddi ve manevi anlamda ciddi bir sorumluluk olmakla beraber çok önemli bir hukuki statüdür. Bu hukuki statünün sağladığı yetkiler çok geniş olmakla birlikte, çocuğun üstün yararı ilkesi dairesinde yürütülmediği takdirde, hukuki statünün getirdiği haklar dairesinde ebeveynler yetkilerini kaybedebileceği gibi hukuki ve finansal olarak hesap vermek durumunda kalabilecekleri unutulmamalıdır.

Sosyal medya kullanımı ve çocuklar üzerinden veya çocuklarla ilgili içerik üretimi sürecinde de bu hukuki statü ve statünün sınırları, ve nihai olarak çocuğun üstün yararı önemle ve öncelikle göz önünde bulundurulmalıdır.