Son haftalarda sosyal medyada dikkat çeken bir trend var: Bazı içerik üreticileri, Meta Gözlük veya Meta Glasses olarak da bilinen akıllı gözlükler kullanarak sokakta karşılaştıkları kişileri — özellikle kadınları — hiçbir bilgilendirme yapmadan kaydediyor ve bu görüntüleri ‘sokak röportajı’ ya da ‘flört videosu’ formatında paylaşıyor. Kadınlar çoğu zaman videonun varlığını, ancak binlerce kişi izledikten, tanımadıkları kişiler kendilerine ulaşmaya başladıktan sonra öğreniyor.
Bu gelişme, dünya çapında veri koruma otoritelerinin gündemine de girdi. Peki Türk hukukunda durum nedir? Bu yazıda konuyu dört başlık altında, sade bir dille ele alıyoruz.
1. Görüntünüz Bir Kişisel Veridir
Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında, bir kişiyi tanımlanabilir kılan her bilgi — yüz görüntüsü, ses kaydı, yürüyüş tarzı, konum bilgisi — kişisel veri sayılır. Bir kişinin görüntüsünün, o kişinin bilgisi ve açık rızası olmadan kaydedilmesi, saklanması ya da üçüncü kişilerle ya da sosyal medyada paylaşılması, kanunun aradığı hukuki sebeplerden biri bulunmadıkça kural olarak hukuka aykırıdır. Meta gözlük kullanarak kaydedilen görüntüler de kişisel veri niteliğindedir.
Burada sık karşılaşılan bir yanılgıyı belirtmek gerekir: Bir kişinin sokakta, yani kamuya açık bir alanda bulunması, mahremiyet hakkından tamamen vazgeçtiği anlamına gelmez. Kamusal alanda bulunmak, herkesin sizi istediği gibi çekip yayınlayabileceği bir ‘açık rıza’ oluşturmaz.
2. Bunu Yapan Kişi İçin Hukuki Sonuçlar Neler?
Meta gözlük kullanılarak rızası olmadan bir kişiyi çeken ve bu görüntüyü paylaşan kişi, birden fazla hukuki risk altına girebilir:
- Kişisel veri ihlali: Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında şikâyete ve idari yaptırıma konu olabilir.
- Özel hayatın gizliliğinin ihlali: Çekimin yapıldığı yer ve şekle göre, Türk Ceza Kanunu’ndaki ilgili suç tipleri gündeme gelebilir.
- Kişilik haklarına saldırı: Türk Medeni Kanunu kapsamında kişilik haklarına saldırı sayılabilir ve manevi tazminat davasına konu olabilir.
- Platform ve itibar riski: Büyük sosyal medya platformları bu tür içerikleri artık daha hızlı kaldırıyor; paylaşan kişi hesap kısıtlaması ve ciddi bir itibar kaybıyla karşılaşabiliyor.
3. Dünya Çapında Otoriteler Ne Diyor?
Fransa’nın veri koruma otoritesi CNIL, Mayıs 2026’da yayımladığı kamuoyu duyurusunda akıllı gözlükleri, neredeyse görünmez ve her yerde olabilecek bir gözetim riski olarak tanımladı ve yaptığı ankette katılımcıların üçte ikisinden fazlasının bu cihazları mahremiyet için tehdit olarak gördüğünü açıkladı. Avrupa çapındaki veri koruma kurulu ise akıllı gözlüklerin toplumsal kabul edilebilirliğine ilişkin ayrı bir çalışma yürütüyor. Bu gelişmeler, konunun yalnızca Türkiye’ye özgü bir tartışma olmadığını, küresel bir düzenleme gündemi haline geldiğini gösteriyor.
4. Rızasız Çekildiyseniz Ne Yapmalısınız? — 3 Altın Kural
1. Kanıtı koruyun: İçeriği, paylaşıldığı bağlantıyı ve tarihi kaydedin. İçerik kaldırılsa bile bu kayıtlar elinizde kalır.
2. Platforma bildirin: İlgili sosyal medya platformunun gizlilik ihlali bildirim mekanizmasını kullanarak içeriğin kaldırılmasını talep edin.
3. Hukuki hakkınızı kullanın: Yazılı başvuru yoluyla içeriğin kaldırılmasını isteyebilir, sonuç alamazsanız yetkili kuruma şikâyet ya da dava yoluna başvurabilirsiniz.
Sonuç
Teknoloji hızla değişiyor, ama temel ilke aynı kalıyor: Bir görüntü sizin değilse, o görüntüyü almak ve paylaşmak için rızanız gerekir. Akıllı gözlükler bu ilkeyi ortadan kaldırmıyor; sadece ihlalin fark edilmesini zorlaştırıyor. Bu nedenle hem bireylerin haklarını bilmesi hem de içerik üreten herkesin bu sınırları göz önünde bulundurması gerekiyor.